Menu
Haset, kıskançlık herkeste olduğu kadar bende de var, inkar edemem.
 
İstediği her gıdayı yiyip te kilo almayıp zayıf kalabilenleri şiddetle kıskanırım. Ama bu bende “yahu ne kıskanıyorsun, otur diyet yap, sende zayıf kal, ya da az ye nefsini körelt” diyorum.
 
Yapmak istediğim bir şeyi benden önce ve çok iyi başaranları da kıskanırım tabii, mesleki kıskançlık diyorlar sanırım buna. Ama bunun da üstesinden şöyle gelebiliyorum; ya daha iyisini yapabilmek için daha çok çalışarak ya da içimdeki yeni cevherleri keşfedip onları açığa çıkararak.
 
Bin dokuz yüzlü yıllarda gittiğim Norveç’te (ki bu sayfada bu ülkeden herkesi bıktıracak  kadar bahsedeceğimJ) tiyatroda oynayabilecek kadar Norveç’ce öğrenmiştim. Yani ana dilime yakın konuşup, okuyup, yazabilirim.
 
Ama bu yetiyi günün birinde bir meslek haline getirebileceğimi hiç düşünemezdim. Oysa çok önemli, dünyada az sayıda kişinin sahip olduğu bir beceriye sahip olduğumu çok sevgili Nermin Mollaoğlu keşfetti.
 
Artık çeviri de yapabiliyorum ve işin ilginç yanı bunu yapmayı çok seviyorum.
 
Lütfen becerilerinize sahip çıkınız, boş durmayınız. Çünkü BOŞ KAFA ŞEYTANIN ÇALIŞMA ALANIDIR...
Kapat