Menu


Sabaha karşı uyku tutmadı. 
03.00’de ayaklanıp
05.00’de yola koyulduk.
3.Köprü yolu ıssız, insanın içi bi tuhaf oluyor. Ara ara karanlık.
Sonunda İSTANBUL HAVAALANI
Dedikleri kadar çoooook büyük gelmedi bana. Ama büyük.
Karmaşık ve karışık da değil.
Bakalım dönüş nasıl olacak, uçaktan çıkış, pasaport kontrol, bavul alış, ne kadar sürecek?
 
Özgürdal’lar her zamanki gibi erkenci.
Check-in yapıldı, rehber ve diğer yolcular beklendi.
Her ikimizin de ilk kez yapacağı bu gezi için oldukça heyecanlıyız.
 
THY ile uçuyoruz.
09.15
 
Grup 70 kişilik, daha da 70 kişi İzmir’den gelecekmiş.
Keyfimiz yerinde.
Alandan çıkışımız komikti. Sanırım grubun en küçüğü Özden:))
 
Frankfurt’da panoramik bir tur yapıp Göthe Enstitüsü, Opera Binasını gezdikten sonra ilk “YILBAŞI PAZARI”mızı gezdik.
Bratwurst sosise adeta bir yamyam gibi atıldım.
Muhteşem bir panayırdı. Sıcak şarap ise efsaneydi. Şarapları 6 Euro’dan satıyorlar. Kupayı  geri götürürsen 3 Euro’yu geri veriyor. İlk 2 tanesini satın aldık.
 
Saat 15.30 gibi CHARLES DICKENS nehir gemimizle tanıştık.
 
Adeta bir rüya gibi gemi. Butik, keyifli. Kamarımıza yerleştik. Eşyaları dolaba koyup bara indik. Bar dediğime bakma. Tatlı bir piyanist, küçük bir bar. Elemanlar güler yüzlü. Haaaa bu arada yolcuların tümü Türk.
 
Bara oturup kahve & cognac içerken Özden komik bir espri yaptı ; “kendimi Agatha Christie romanlarında yaşayan bir karakter gibi görüyorum”  dedi.
 
Kaptan ve diğer ekiple tanıştıktan sonra ekstra tüm turları satın aldık. Gemi ekibinde hiç Alman yok, Kaptan çok güler yüzlü Hollandalı, genelde Romanya’lılar çalışıyor. Servis süper.
Yemek masa numaramız 24
Ayşegül ve Lale masa arkadaşlarımız.
 
8711 adım ve 5.5 km
Kapat