Menu
Herkesin dilinde “eskiden şöyleydi”, “eskiden daha iyiydi” gibi hep geçmişi özlemle, hasretle andığı bir durum oluştu.
Ama bu hemen her şey için geçerli;
 
-       Eskiden tiyatrolar daha başarılıydı,
-       Eskiden komşuluk böyle miydi?
-       Eskiden arkadaşlıklar bambaşkaydı,
-       Eskiden ne güzel şarkılar vardı,
-       Eskiden çocuk terbiyesi bile daha iyiydi,
 
Devam etmeye kalksam liste uzar gider. Hep “eski” daha iyi, daha güzel, daha mutluydu, tıpkı “eski mutlu günler fotoğrafları” gibi...
 
Peki eskiye bu kadar özlem konusunda bizim hiç mi suçumuz yok?
 
-       Eskisi kadar tiyatrolara gidip, onları desteklemiyoruz,
-       Eskisi gibi komşu ziyaretleri yapmıyoruz,
-       Eskisi gibi arkadaşlarımızla buluşmuyoruz,
-       Eskisi gibi yeni çıkan yorumcuların CD’lerini almıyoruz,
-       Eskisi gibi çocuklarımızla ilgilenmiyoruz,
 
Başkalarında eleştirdiğimiz şeylerin kendimizde de olduğunu görmüyor, çuvaldızı kendimize batırmıyoruz...
 
Azıcık içimize baksak, tıpkı “deniz yıldızının” hikayesinde olduğu gibi işe kendimizden başlasak ne şaaaane olacak değil mi?
 
Yoksa “eskiden” kelimesi kafamızda Sezen Aksu’nun bir şarkısı olarak kalacak...
 
P.S. Bu yazının görselini rahmetle andığım babaannem ve dedem Şükriye Necla Erbulak ve Kadri Erbulak’ın nikah fotosuna ayırdım...
Kapat