Menu
Yaz dendi mi benim için önce Bodrum sonra da Gümüşlük gelir(di). Ancak ne yazık ki her güzel, sessiz ve sakin beldenin bozulması gibi Gümüşlük de bu yıl daha az sevilir oldu tarafımdan. Haaa tabii dağdan geldik bağdakini kovacak değiliz. Mesela sonradan buraya yerleşenlerin gelen yerli turistten şikayet ettiğine şahit olmak da çok acayipti.
 
Tanınmış kişiler tarafından tercih edilmesi (ki çoğu popüler insan buralara çok daha önceden gelirdi) sanırım Gümüşlük popüleritesini arttırmış. Haaa bir de ciddi bir “Pazar” durumu var. Orada görülme, iş bağlama, magazin basının hemen her gün röportaj yapması. Kimseye laf etmiyorum biz de 1-2 kez çıktık bu sahneye) 
 
Yekta Kopan’ın Gümüşlük üzerine çok yakışıklı yazıları var, lakin ben de deneyimlerimi kendi meydanım olan bu blogdan paylaşmak isterim...
 
Buyurunuz kendi yaşadıklarımı okumaya; 
 
GÜMÜŞLÜK OTEL
Son 5 yılın hemen her yazı uzun uzun kaldığım bu otelde bu yıl müşteri profilinde değişiklik olmuş. Daha önceleri daha sakin, daha sessiz, yaş ortalaması daha yüksek ve daha çok kitap okuyanlar gelirken bu yıl gece yarısı havuz partileri yapmak isteyen, yüksek sesle “kendi müziğini” dinlemek isteyen kişilerin de tercihi olmuş. Kimseyi kınamıyorum lakin ben ve ailemin Gümüşlük Oteli tercih etmesi sakinliği ve sessizliği idi. Onun dışında patronu Civan, müdürü Berat ve çalışanları Mehmet, Batuhan, Alpaslan süper bir ekipti. Ayrıca uzun kalmalar için otel yerine ev tutmak daha akıllıca çünkü insan sürekli başkalarıyla birlikte vakit geçirmek zorunda kalıyor. Biz “ev işi” yapmayalım diye oteli tercih ettik ama sanırım bir daha uzun kalmada illa ev deriz.
 
MELENGEÇ
Ünlü balık restoranı Mimoza ile  yan yana olmaları onların da fahiş fiyatla menü yapmasına neden olmuş sanırım. Yemekler güzeldi ama ödenen para ekstremdi.
 
OFF GÜMÜŞLÜK
Bu mekan hakkında ne yazacağımı bilemiyorum. Tam bu nokta eskiden AMAVİ idi, çok evimiz gibi, huzurlu ve salaş ama şık bir mekandı. Hem denize girilir, hem atıştırılır hem de akşam yemeği yenirdi. Sonra SATSUMA oldu. İlki gibi değilse de orada da mutlu günler geçirdi. Hatta bütün kış “yazın Satsuma’da şunu yeriz, burada otururuz” dedik durduk. Lakin bir haber geldi ki orası Off Gümüşlük olmuş. Otelimize girip eşyalarımızı attıktan sonra kendimizi hemen OFF’a attık. Mekan şahane olmuştu, sade ve şıktı, yemekler lezizdi. Ancak tuhaf bir durum vardı. Güleryüz yoktu ve ağırlamaktan yoksunluk vardı. Bunu ilk günün ve bizleri tanımamış olmalarına verdik. “Şöyle her gün gelelim, anlarlar ve severler bizi” diye düşündük. İlk hafta da suratsızlıkla karşılaşınca bıraktık gitmeyi. Sonra Apo geldi yanımıza, eski Özak Pansiyon’un Apo’su. Anlattım ona derdimi. Dedi ki “Siz gelin, ben size hep gülerim”. Hayır mekan o kadar güzel ki insan gitmek istiyor ama müthiş bir suratsızlık var o nedenle de insanın gidesi gelmiyor. Tatilin sonuna doğru birbirimize alışır gibi olduk. Dört sahipten en azından birini bize selam verir hale getirdik. Ama diğer ikisi ile dudaklarımız bir an bile karşılıklı yayılmadı. Dördüncüyü ise hiç görmedik...
 
BALIK HALİ
Selo, Selo, Selo... Gümüşlük’te balık belki her yerde yenir ama asıl girişteki Balık Hali’nde yenir. Gidin ve Selo ile tanışın. Yemeklerini yiyin, balıkları kendiniz seçin...
 
AÇIK MUTFAK
İşte burası muhteşem bir yer. Çok şık çok sade. Sahibi Esra büyük şehirden kaçan beyaz yakalılardan. Tıpkı bir martı gibi gelmiş Gümüş köye konmuş. Konduğu alana da elindeki sihirli değneği dokundurmuş. Hani animasyon filmlerde olduğu gibi aniden bir ışıltıyla mekanlar değişir ya, hah işte öyle yapmış AÇIK MUTFAK’ı. Unutmadan gittiğinizde illa ki şaraplı incik yiyin.

 
 
 
 
 
 
Kapat