Menu


“Kod”um beğenmemek…
 
Yıllar önce Norveç’te ilk kez sahneye çıktığımda yaşadığım birçok deneyimin yanı sıra oyun sonrası çok şaşırdığım bir olay olmuştu;
 
“Başka tiyatro grubu da tam ekip olarak seyirciler arasındaydı. Oyun bitti, alkış, kıyamet. Ben kendi kendime böbürlenmenin ötesindeyim. Diyorum ki kendime iç monoloğumda – Kız yurt dışında, başka bir dilde tiyatroda oynadın, yaz bu tarihi bi kenara – Neyse bu yazı konumuz benim böbürlenmem değil, sadede geliyorum. Oyun sonrası terimiz soğudu filan, dışarı çıktım. Fuayede diğer tiyatro ekibi bizi bekliyor. Herkes birer içecek aldı, karşılıklı sohbete başladık. Aaa inanamıyorum karşı tiyatronun oyuncuları, yönetmeni, teknik adamları filan öyle bizi pohpohlamıyor ama yerden yere de vurmuyor.
 
** Şurayı şöyle yorumlasanız daha iyi olurmuş
** Şu sahneyi gereksiz uzatmışsınız
** Ama şu oyuncu şu sahnede çok iyiydi
** Sen pek çalışmamışsın, ya da rolü tam olarak anlamadın mı ne
Gibi onarıcı eleştirilerini yaptılar, ben ağzım açık onları dinledim, sonrasında hep birlikte içtik, ardından dansa gittik”
 
 
Gurup için prömiyer bitmiş ertesi gün yeni bir gündü. Oysa benim için iki büyük ders niteliği taşıyan bir dönemin sonu olmuştu. Yaptığın işleri çok da büyütmemek lazımdı, çünkü hayat bir şekilde normale dönüyordu, ayrıca bir şeyi efendi efendi eleştirmek gerekliydi.
 
 
 
 
Ben bu beğenmeme işini, yerden yere vurma işini daha çok biz kendi bulunduğum çevreye ait sanırdım.
 
Şimdilerde dikkat ediyorum herkes aşağı yukarı aynı meslek grubunda olduğunu yerden yere vurarak eleştiriyor.
 
  • Şuna bak, o da tiyatro oyuncusu oldum dedi ya, artık biz bu işi bırakalım, evde oturup örgü örelim.
 
Örün güzel kardeşim, kim tutuyor sizi, kim karar veriyor kimin tiyatro oyuncusu olacağına, kriteri kim belirliyor, biri sahneye çıkmış, biri de gelmiş bilet alıp seyretmiş. Eee kime ne?
 
  • Ay rezalet, şu da bir kitap yazmış, yazar oldum demiş. Artık her önüne gelen kitap yazıyor.
 
Siz de yazın güzel ablam, sizi kim tutuyor. Biri kitap yazmış, birileri almış okumuş. Siz almayın güzel abilerim.
 
  • Hiç sesi yok, bi de şarkıcıyım diyor.
 
Siz demeyin arkadaşlar. Biri şarkı söylemiş, birileri de dinlemiş.
 
Örnekleri çoğaltmak mümkün.
 
Bunca nefret, bunca eleştiri, bu kadar sevgisizlik.
Sonra “Neden çok öfkeli olduk?”
 
Kodlarımızın ayarlarını “pozitif ve onarıcı” eleştiri düzeyinde ayarlayalım.
 
Çünkü birini yerden yere vururken kendimize bakıp en az ona benzer bir dalda sıkı başarıya sahip olmuş olmamız gerek. 
Kapat