Menu


Siz hiç ihbar edildiniz mi?
 
Pilavcı Dükkanı açmaya niyetlenirken aniden sanat yuvasına dönüşen, söyleşiler yapılan, içinde edebiyat, tiyatro, dans, müzik barındıran küçük bir işletme sahibi oluverdik ailecek…


 
Sanırım üstünden dört yıl geçti…
 
Destekler kadar kösteklerimiz oldu. Bugün yolda çelme takanlara daha çok teşekkür edecek duruma geldik…
 
Her yıl 25’den çok insanın evine ekmek götürmesini sağladık…
 
Yüzlerce çocuğun ve gencin hayatına dokunduk, masum aşklara tanıklık ettik…
 
“HEYYYOOOOO BİZ OYUNCULUK KURSU” açıyoruz diye bağırdık, gazetelere röportaj, sosyal medyaya reklam verdik. Hazır bir mekan açıyoruz, bir taşla iki kuş vuralım diye açılışı biraz büyük çaplı tuttuk, 300 kişi çağırdık, 600 kişi geldi…
 
Sonra aniden bir gün kapımıza yetkililer geldi;
“İHBAR VAR, KAÇAK İŞ YAPIYORMUŞSUNUZ” dedi…
 
İşin gerçeğini, kaçak yapmadığımızı anlamaları ıslak bir mendilin kuruması kadar kısa sürdü…
 
Her şeyimiz ortadaydı, kaçak göçek yoktu…
 
Bazı kağıtlar varmış tamamlamamız gereken, hemen çalışma ortaklarımızdan rica ettik, acilen yerine getirdiler…
 
İhbar edilmek aldatılmak gibi, çünkü bunu senin yakınında, senden yardım almış, senin iyiliğin dokunmuş biri yapıyor;
EYVALLAH…
 
Dua ettim, “şu iş bitsin 2 çocuk okutacağım, biri kendi adımıza, diğeri ihbarcılar adına” diye…
 
Bugün 2 üniversite öğrencisinden biri bize kötülük yapmak isteyenler yüzünden okuyor…
 
Ben mi?
Tabii iyilik yapmaya devam edeceğim, kötülük yapmak isteyen en yakınımda olsa bile…
Kapat