Menu

 
Beni tanıyan çoğu kişi bilir ama ben gene de buradan yazayım; benim ikinci vatanım Norveç’tir...
 
Kolay değil, orada 12 koca yıl geçirdim, dillerini öğrenip üniversiteye gittim, işyeri açtım, iki farklı tiyatroda çeşitli oyunlarda oynadım. Bir ailem oldu, o ailede çocuklar doğdu, kayıplar verdim. Düğünlere, vaftiz ve konfirmasyon (bireylerin 15 yaşına gelince kendi rızaları ile dinlerini yeniden kabul etmesi) törenlerine katıldım, cenazelerinde ağladım...
 
Sonra da “insanın kendi çöplüğü başkadır” deyip bir gün kalktım geldim. Ama bağlarımı hiç koparmadım. Her yıl gitmeye çalıştım ve evimde de oralardan birilerini ağırladım...
 
Geçtiğimiz haziran ayında da yeni ailemle gittik oralara. Ama yaklaşmışken Danimarka’nın başkenti Kopenhag’a gitmeden olmazdı. Gezimizin ilk üç günü bu minik Avrupa başkentinde geçti. Söylemeden edemeyeceğim muhteşem bir otelde kaldık; Guldsmeden. Gerçekten bu güne kadar kaldığım butik oteller içinde ilk üçe koyacağım kadar mükemmeldi. Sonra ver elini Norveç. Sizlerin bildiği Trondheim şehri vardır, futbol severler bilir Galatasaray’ın karşılıklı oynadığı Rosenberg takımının şehri. Öykü ve Özzy bayıldı oralara. Biz Trondheim’in hava limanının olduğu Stjördal’a gittik. Akrabalarımı, dostlarımı ziyaret ettik. Norveçli kız kardeşim Töri’nin evinde kaldık. Ormanda yürüyüş yapıp Hessjöen gölünün etrafında dolandık.
 
Tekrar buluşmak üzere vedalaşıp ülkemize döndük...
 
 
 
 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapat